17 Mayıs 2011 Salı

atletizmin başlangıcı


Atletizmde branşların gelişmesi birçok faktöre bağlıdır. Milletlerin kültürü, toplumsal, ekonomik sistem, sportif araçların zenginliğinden ve en çok tabii hazırlık sistemlerinden antrenman bilgisi ortaya çıkmıştır. Tarihte en önemli amaç fiziksel kapasiteyi yükseltmek olmuştur.

Fiziksel kültürün faaliyetleri hakkındaki bilgileri arkeolojik kalıntılardan öğrenmekteyiz. Uzak geçmişte yazılan bazı eserlerden de faydalanmaktayız. Mısır piramitlerinden alınan bazı eserlerden İSSİ (2870 M.Ö.) Mısırın fiziksel kültürünün seviyesini öğrenebiliriz. Atletizm branşlarında uzun atlama, (durarak ve hız alarak) top fırlatma (kaya) ve cirirt atmanın çok popüler branşlar olduklarını söyleyebiliriz.

Asyanın en eski milletlerinden birisi olan Hintliler, koşular ve cirit atma branşlarını o zamanlardada uygulamışlardır. Bu bilgileri Atarva Veda kitabının özellikle Ayar Veda bölümünde bulabiliriz.
                                                                                     
Atletizm branşlarını Perslilerde uygularlardır. Bu konuda bilgileri Ksenefon’un kitabı “ Genç Kir’in terbiyesi”nde bulabiliriz. Eserde Kir için koşunun ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor.

Yahudilerin, Zahariya ve “Makabi” kitaplarında gençlerin uyguladıkları branşları ve bazı dereceler söz konusudur.

Eski Yunanlılar fiziksel ve beden eğitmi derslerini o zaman okul branşlarına dahil etmişlerdir. Yunanlılar için fiziksel potansiyel çok önemliydi. Fiziksel gelişmenin en büyük ispatı Yunanistanda  organize edilen resmi yarışmalardır. Pitiy oyunları ( M.Ö. 582) Namey Oyunları (M.Ö. 573) İstimy Oyunları. Bu oyunların önemi olimpiyat oyunları nedeniyle azalmıştır.

Olimpiyat Oyunlarının Başlangıcı ve Gelişmesi

Atletizm branşları en büyük gelişmesini Eski Yunanda yaşamıştır. Yunanlılar fiziksel gelişimi önemli vazife olarak algılamışlardır. Atina ve Sparta’nın sahipleri Likurg ve Solon tarafından büyük destek (sportif) görmüşlerdir.

İlk Atletizm oyunları M.Ö. 1453 yılında Yunanistanda gerçekleştirilmiş ve bunlar olimpiyat oyunlarının öncüleri olmuşlardır.(TEKİL, N.)

İlk olimpiyat oyunları (M.Ö. 776 ) her 4 yılda bir yapılmış. M.S. 393 İstanbul’da oturan Roma imparatoru 1. Theodosius oyunlara son vermiţtir.(KORYÜREK, C.)

İlk Olimpiyat oyunları Elis kent devletinde tanrı Zeus’un onuruna başlangıçta yalnızca bir gün yapılırdı.(Ana Britanika) Yine bir başka görüşe göre o sıralarda efsanevi bir kahraman olarak adı hürmetle anılan Pelops’un hatırası için başladığını söylerler.(KORYÜREK, C.)

Toplam 293 olimpiyat düzenlenmiş. Bu da sporun Yunanlılar için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Olimpiyuat oyunları zamanında her türlü savaşa son verilmiştir Yarışmalar özel stadlarda yapılırmış (Olimpiya, Delfi vs.)

Atletizmde ilk branş kısa mesafe koşusu olup pistin uzunluğu 192,25 m. eni 32 m. idi.  (Ana Britanika) 14. Olimpiyattan sonra bu mesafenin iki mislinde yarışmalar uygulanmış ve 15. Olimpiyatta uzun mesafe koşularıda dahil edilmiştir. Mesafeler 1346m. 4613.5 m. arasında uygulanıp, 37. Olimpiyatta gençlerin de yarışmasına izin verilmiş, fakat mesafeler azaltılmıştır (3076m.)


18  Olimpiyatta pentetlonunda dahil edilmesi söz konusu
                        Pentatlonun 5 branşı sırası ile
            1-) Disk Atma                   2-) Uzun Atlama            3-) Cirit Atma   
4-) Kısa mesafe koşusu  192,25                        5-) Güreş(Der Sport Brockhaus)

Tüm yarışmacılar Uzun atlamada belirlenen bir barajı aşmak zorunda olup aşamayan elenmektedir.
Cirit atma müsabakasına katılmaya hak kazanmış, baraj geçen sporcular dört kiţiye indirilmektedir.
3      Aşamada sürat koşusuna katılabilen dört atletten bir kişi elenir, daha sonraki
Disk atma branşında sayı ikiye indirilir ve
geriye kalan iki finalist aralarında olimpiyat şampiyonluğu için güreşirlerdi. 

25 Kasım 1889 Baron Pierre de Coubertin ilk defa Modern Olimpiyat oyunlarından  Fransada söz etmiş, ”Modern çağın gelişimine uymak için Olimpiyatları canlandırmalıyız” sözleri bazı dinleyicileri şaşırtmıştır.

1894 Yılının Haziran ayında “International Athletic Congress” adlı bir toplantıda kongrede ilkeler belirlendi ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi kuruldu. Bu komite 1. Olimpiyatların 1896’da Atinada yapılmasına karar vermiştir.

1896’da Atinada yapılan İlk Olimpiyatlara 14 ülkeden yaklaşık 245 Erkek sporcu katılmıştır. İlk Olimpiyatlarda 12 atletizm branşı yapılmıştır.

1912’de 7 Haziranda Stotholmde İ.A.A.F. kurulmuştur.
Görevleri:            1-) Üye ülkeler arası iyi ilişkiler kurması,
                        2-) Tüm dünyada atletizmin geliţmesi,
                        3-) Atletizmin kurallarının belirlenmesi, kararlar alıp ve yöntemlerin
belirlernmesi,
                        4-) Dünya rekorlarının kabul edilmesidir.
1924’de Paris’te atletizmin kuralları kararlaştırılmıştır.
1928’de Amsterdam olimpiyat oyunlarında Bayanlar ilk defa 100m., 4x100m., 800m. yüksek atlama, uzun atlama, ve Disk atma branşlarında katılmışlardır

voleybol un basşlangıcı

VOLEYBOLUN TARİHÇESİ

 


Voleybol Amerikalı William Morgan tarafından 1895'te A.B.D'de bulundu.Morgan YMCA adlı bir dernek üyesi olarak gençlerin spor yapması için bu oyunu geliştirmiştir.Morgan ,bu oyunu Basketboldan daha az fiziksel temas gerektiren bir oyun oluşturmak üzere basketbol,beyzbol,tenis ve hentbolun bazı özelliklerini biraraya getirmiş ve bu oyuna MINTONETTE adını vermiştir.
Morgan fileyi tenisten ödünç almış ve onu yerden yaklaşık 183 cm. yükselterek ortalama insan boyunun biraz üzerine çıkarmıştır.1896 yılında Springfield kolejinde Y.M.C.A kongresi toplandığında Dr. Mintonette adını VOLLEYBALL olarak değiştirmiştir.
Çünkü önemli olan topu öne-geriye getirmektir ve bu ingilizce volley anlamına gelmektedir. Bir oyun olarak voleybol önceleri A.B.D. iş adamları tarafından oyun sahalarında görülmüştür.1900 yılında Kanada bu sporu benimseyen ilk ülke olmuş ve uluslararası bir kuruluş olan Y.M.C.A. voleybolun bütün dünyaya yayılmasına öncülük etmiştir ve ayrıca aynı yılda voleybol için özel top tasarlanmıştır. İlk uluslararası turnuva 1913 yılında Asya kıtasında düzenlenmiş ve turnuvaya Çin ,Japonya ve Filipinler katılmıştır.
1916'da Filipinler'de topu belli bir açıyla yükselterek başka oyuncu tarafından vurulması şeklinde hücüma yönelik bir stil geliştirilmiştir. Birinci Dünya savaşında Avrupa'ya gelen A.B.D. askerleri voleybolu tanıtmaya başlamışlar ve 1917 yılında Y.M.C.A. üyesi A.B.D. askerleri bu sporu Fransa'ya götürmüşlerdir.1917 yılında Çekoslavakya'da oynanmaya başlamıştır.Aynı yılda oyun puanı 21'den 15'e düşürülmüştür.2.13 metre olan file yüksekliği 2.43 metreye yükseltilmiştir.1918 yılında sahadaki oyuncu sayısı 6 oyuncuyla sınırlı tutulmuştur.
Voleybol 1920'de Polonya'da oynanmaya başlanmış ancak her ülke oyun kurallarını değişik olarak belirlemiştir.Örneğin Asya kıtasında voleybol 9 kişiyle ve alçak filede oynanmıştır.1922'de her takım için üç vuruştan sonra topu karşıya atma kararı alınmıştır.
1922'de ilk defa Y.M.C.A. ulusal şampiyonası Brooklyn Newyorkta 11 eyaletten 27 takımın katılımıyla gerçekleşmiştir. 1928'de turnuvalara ve kurallara ihtiyaç duyulduğu görülmüş ve USVBA(Birleşik Devletler Voleybol Federasyonu) kurulmuştur.Voleybol sahasının YMCA takımı dışındakilere açılımı ile ilk defa ABD açık hava oyunu gerçekleşmiştir.
1930'da ilk defa ikili plaj voleybolu gerçekleşmiştir. 1934'te ulusal voleybol hakemleri onaylanmış ve aynı yıl Stocholm'de IAHF (Uluslararası Hentbol Federasyonu ) kongresinde Polonya başkanı bir teknik komite kurulmasını teklif etmiş ve kurulmuştur.
1936'da Berlin'de Olimpiyatlar sırasında II. Kongre yapılmış ve uluslararası bir komitenin kurulmasına karar verilmiştir.Ancak 2. Dünya savaşının çıkması bu girişimi etkilemiştir.
1937'de Boston'daki Amatör Sporlar Birliği toplantısında A.B.D. voleybol federasyonunu ulusal,resmi ,idari örgüt olarak kabul etmiştir. 1938 yılında Amerika'da uygulanan kurallar küçük değişiklerle uluslararası kurallar olarak kabul edilmiştir.
1947'de Pariste yapılan uluslararası kongrede Uluslararası Voleybol Federasyonu belirlenmiştir. Bu federasyona ilk üye olan ülkeler ; A.B.D., Brezilya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Macaristan, Mısır, Portekiz, Polonya, Uruguay ve Yugoslavya' dır.
• 1948'de ilk ikili plaj voleybolu turnuvası yapılmıştır.
• 1949'da ilk dünya şampiyonası Prag Çekoslavakya'da yapılmıştır.
• 1961 yılında Marsilya'da Olimpik branş olarak kabul edilmiştir.
• 1964 yılında Tokya'da yapılan Olimpiyatlarda erkekler ve bayanlar voleybol müsabakaları Olimpiyat programına konulmuştur.
• 1964 yılında Tokya'da bayanların bir defaya mahsus müsabakaya katılabilecekleri kararı alınmıştır.
• 1966 yılında Prag'da bayanların Olimpiyatlara katılmaması kararı kaldırılmıştır.
• 1974'de Meksika'daki Dünya şampiyonası Japonya'da Televizyondan yayınlanmıştır.
• 1987'de uluslararası voleybol federasyonu Dünya plaj voleybolu serisini programa almıştır.
• 1989'da uluslararası voleybol federasyonu voleybol sporuna yardım programı oluşturmuştur.
• 1990'da Dünya Ligi kurulmuştur.
• 1992'de Amerika'da 4 kişilik profesyonel plaj ligi başlamıştır.
• 1995'te voleybol sporu 100 yaşındaydı.
• 1996'da ikili plaj voleybolu olimpiyat programına alınmıştır.

basketbolun başlangıcı

Amerika Birleşik Devletlerinden başlayarak tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılan basketbol sporu çok geçmeden Türkiye’ye gelmiştir. Türkiye’de basketbol ilk defa 1904 yılında İstanbul Robert Kolejinde oynanmıştır. Robert kolejinin Amerikalı beden eğitimi öğretmeni, basketbol oyununu yaymak ve oynatmak istemiştir. Ancak görevinden ayrılması basketbol oyununu denemeden ileriye getirmemiştir. Bu ilk denemeden sonra bir başka atılımı ise 1911 yılında Galatasaray Lisesi yapmıştır. Beden eğitimi öğretmeni Ahmet Robenson basketbol oyun kurallarını dilimize çevirerek yönetmeliğe uygun olarak beşer kişilik takımlar arasında müsabaka yapılmasını sağlamış ve Türkler arasında basketbol sporunu oynatmıştır. Fakat Ahmet Robenson tarafından yeniden canlandırılan basketbol sporu bir maçta tüm oyuncuların sakatlanması ile yeniden salonlardan uzak kalmıştır. Bundan 2 yıl sonra 1913 yılında ise Fenerbahçe ilk basketbol şubesini açmıştır ama 1919 yılında bir Amerikalı hoca nezaretinde çalışmalara başlayabilmişlerdir.

İlk zamanların savaş yılları olması ve oynayacak rakip bulunamaması nedeni ile basketbolda bir gelişme olamamıştır. 18 Kasım 1920’de Cağaloğlu Öğretmen Lisesi Bahçesinde Selim Sırrı Tarcan tarafından bir spor şöleni düzenlenmiş ve düzenlenen bu şölene 1919 yılında Türkiye’de basketbol şubesi açan Amerikan Genç Erkekler Hristiyan Birliği (YMCA) örgütünün müdürü olan Dr. Deaver katılmıştır. Basketbol sporunun doğduğu yer olan Springfeld mezunu olan Dr. Deaver basketbol sporunu öğretmeyi teklif etmiş ve bu teklifi Selim Sırrı Tarcan okulu kabul etmiştir. 1920 yılında yapılan girişimler sonucunda daha bilinçli oynanmaya başlayan basketbolda ilk ciddi karşılaşma 4 Nisan 1921 yılında Cağaloğlu Öğretmen Lisesi Bahçesinde Ahmet Robenson, Hilmi Bey, Mişel Efendi, Ziya Bey ve Armenak Efendi tarafından oluşan Yüksek Öğretmen Okulu öğrencileri ile İstanbul'da yaşayan Amerikalılar arasında yapılmış ve Amerikalılar bu maçı 18-14 kazanmıştır.
1923 yılında ilk resmi spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ve 1927 yılında Halkevlerinin kurulması ile birlikte basketbol sporu bütün ülkeye yayılmaya başlamıştır. Türkiye’de ilk olarak basketbol ligi müsabakaları 1927 yılında başlamıştır. İstanbul Basketbol Mıntıkası takımının kurulması ve bu takımın öncülük etmesi ile düzenlenen İstanbul Ligi; Kurtuluş, İstanbul Maccabi, Barkhoba, Beyoğluspor, Protkeba ve İtalyan Kartal takımlarından oluşmaktadır. Musevilerden oluşan Maccabi takımı 1933 yılına kadar şampiyonluğunu sürdürmüştür. 1933 yılında kurulan Türk Spor Kurumu öncülüğünde ise resmi müsabakalar oynanmaya başlanmış ve Naili Moran ile Feridun Şerifzade’nin çalışmalarıyla güçlenen Galatasaray Takımı 1933-1936 yılları arasında şampiyon olmuştur.
1934 yılında Nahili Moran ve diğer basketbolcu arkadaşları tarafından Türk basketbolunu geliştirme çabasına başlamadan önce bir federasyon kurulması gerektiğine inanmışlar ve bunun için girişimlerde bulunmuşlardır. Ayrıca 1934 yılında ilk milli basketbol takımı kurulmuştur. Türk Milli Basketbol Takımı ilk milli maçını 24 Haziran 1936 yılında İstanbul Beyoğlu Halkevi Salonunda Yunanistana karşı oynamış ve ilk yarısını 13-4 önde kapattığı maçı 49-12 kazanmışlardır. Basketbol Türk Milli Takım 1936 Berlin Olimpiyatlarına katılmış ama herhangi bir dereceye girememiştir. Bundan sonra Türk Basketbolu 6-7 yıllık bir duraklama devresine girdikten sonra 1944 yılında tekrar basketbola ciddi bir el atılmıştır. Sadece illerde lig birinciliği statüsünde oynanan basketbol sporu, 1946 yılında başkanlığı Vedat Abut tarafından yapılan Spor Oyunları Federasyonu başkanlığında Türkiye Şampiyonaları yapılmaya başlamıştır. İstanbul, İzmir ve Ankara takımlarının katılımı ile düzenlenen ilk şampiyonada Beykoz ilk Türkiye Şampiyonu olarak tarihe geçmiştir. 1949 yılında Kahire’de yapılan Avrupa Basketbol Şampiyonası Türkiye’nin katılmış olduğu ilk Avrupa Şampiyonası olmuş ve bu şampiyonada Türk Basketbol Milli Takımı Avrupa 4. ünvanını kazanmıştır. 1950 yılında düzenlenen Uluslararası İstanbul Turnuvası, basketbol sporunun Türkiye’deki ilk uluslararası organizasyonu olmuştur. İlk kez 1956 yılında yapılan gençler birinciliğini Fenerbahçe takımı kazanmıştır.
Basketbol sporu 1936 yılından 1959 yılına kadar, Spor Oyunları Federasyonu adı altında voleybol ve hentbol ile birlikte yürütülmüştür. Türk basketbolunun ilk resmi teşkilatının başına o yıllarda Ziraat Fakültesinde öğretim üyesi olan Prof. Süreyya Gence getirilmiştir. 1 Mart 1959 yılında ise Türkiye Basketbol Federasyonu resmen kurularak basketbol bağımsız bir federasyona sahip olmuştur ve bu tarihten sonra basketbol sporunda ciddi adımlar atılmaya başlanmıştır. 1959 yılında bayan basketbol takımları kurularak basketbol branşında faaliyetlere başlanmış, 1959 yılında Türkiye Bayanlar Şampiyonası düzenlenmiş ve bayanlar birinciliğini Gazi Terbiye Enstitüsü Takımı kazanmıştır. 1960 yılında ise Türk Milli Basketbol Takımı Sofya’da yapılmış olan 2. Balkan şampiyonasına katılmıştır. 1963 yılında ümit milli takım kurulmuştur.
Faik Gökay başkanlığındaki Basketbol Federasyonu tarafından hazırlanan bir talimatla 1966 yılına kadar yapılan Türkiye Basketbol Şampiyonalarının yerini 13 Aralık 1966 tarihinde yayınlanan yönetmelikle Deplasmanlı Türkiye Basketbol Ligi almıştır. Altınordu Takımı deplasmanlı ligin ilk şampiyonu olmuştur. Ayrıca 1968-1969 sezonundan itibaren Basketbol Federasyonu tarafından Deplasmanlı İkinci Lig kurulmuştur. İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra Anadolu’ya hızla yayılan basketbol sporunu desteklemek için 1968 yılından itibaren Türkiye Basketbol Federasyonu Anadolu Kupası adı altında maçlar düzenlenmiştir. 1977 yılında Fransa’da yapılan Avrupa Yıldızlar Basketbol Şampiyonasında Türkiye Avrupa şampiyonluğunu kazanmıştır.
1981 yılında Deplasmanlı Bayanlar Ligi karşılaşmaları düzenlenmeye başlamış, bunu 1982 yılından itibaren Bayanlar Türkiye Ligi Şampiyonluğunu kazanan takımın Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmeye başlaması izlemistir. 1985 yılında ise Fransa’da yapılan Dünya Liseler Basketbol Şampiyonasında Türkiye’yi temsil eden Galatasaray Lisesi dünya ikincisi olmuştur. Aynı yıl ilk kez düzenlenmeye başlayan Cumhurbaşkanlığı Kupası karşılaşması 6 Nisan 1985 yılında Play Off şampiyonu Galatasaray ile normal sezon birincisi Fenerbahçe arasında oynanmış ve Fenerbahçe’yi 85-84 yenen Galatasaray Takımı ilk Cumhurbaşkanlığı Kupasını kazanan takım olmuştur. 1992 yılında Türk Milli Basketbol Takımı Avrupa Şampiyonasında yarı finallerde başarılı olarak 12 yıl aradan sonra ilk kez finallere yükselmiştir. 24 Temmuz 1993 yılında Torino’da yapılmış olan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Yunanistan’ın Aris takımına 50-48 yenilen Efes Pilsen Basketbol Takımı Avrupa İkincisi olmuştur. Fakat 1996 yılındaki Koraç Kupası finalinde İtalya’nın Stefanel Milano takımını iki maç sonucunda sayı farkı ile yenen Efes Pilsen Koraç Kupasını kazanmıştır ve bu kupa kulüp bazındaki takım sporları içinde Türkiye’nin kazanmış olduğu ilk Avrupa Kupası olmuştur.
Günümüzde ise Türk basketbolu büyük bir aşama kaydederek Avrupa’nın sayılı basketbol ekollerinden biri olma yolundadır. Bu amaçla yapılan çalışmalar sonunda Türk Milli Basketbol Takımı 2001 yılında Türkiye’de düzenlenmiş olan Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda Avrupa ikinciliğini kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Bununla da yetinmeyip, tarihinde ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen 2002 Dünya Basketbol Şampiyonasına katılmaya hak kazanarak Türk basketbol tarihinde bir ilke daha imza atmıştır. 2004 yılında ise Türkiye Basketbol Federasyonu özerk bir yapıya kavuşmuştur. Ayrıca 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Türkiye’de düzenlenmiştir.

15 Mayıs 2011 Pazar

Futbolun Tarihsel Gelişimi

analiz edebilmek için, futbolun tarihsel gelişimini ve hangi koşullar altında ne şekilde bir endüstri haline geldiğini iyi bilmek gereklidir. Mucidi oldukları modern futbolun tarihi kendi futbol tarihleri ile birlikte anılan İngilizler, yüzyıllardır oynadıkları bu güzel oyunu, toplumlarının gelişimi üzerinde önemli bir etkisi bulunan 19. Yüzyılın 2. yarısından itibaren ulusal sporları olarak sistematik bir şekilde aşama aşama geliştirerek, dünyaya ihraç ettikleri büyük bir sektör haline getirdiler.

Topa benzeyen bir şeklin peşinden koşan insanların ilk mevcudiyeti M.Ö. 2000’li yıllarda Çin’deki Han Hanedanı zamanına kadar gitse de, M.Ö. 600’lü yıllarda topla oynanan ilk oyunun antik Yunan literatüründe “çok sert ve vahşi” olarak refere edilen bir oyun olan “Harpaston” olduğuna inanılmakta. Eski Yunanca’da “El Topu” anlamına gelen ve bu açıdan günümüzde Hentbol, Rugby ve Amerikan Futbolu’nun atası olarak kabul edilen Harpaston’un basit tek bir kuralı vardı: Bir oyuncu gol çizgisini top elinde olarak geçerse veya gol çizgisi üzerinden geçecek şekilde bir takım arkadaşına pas atarsa, puan alırdı, diğer takımın amacı ise “ne şekilde olursa olsun” karşı takımı engellemekti. Romalılar, oyunun kurallarına topa ayakla vurmayı da ekleyerek, oyuna “Harpastum” adını verdiler ve Julius Sezar zamanında bu görsel açıdan bir çeşit kavga benzeri vahşi oyunu ileride modern futbolun beşiği olacak İngiltere’ye getirdiler

14 Mayıs 2011 Cumartesi

futbolun doğuşu

Doğuşu günümüzden yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan futbol bu süreç içinde birtakım evrimler geçirmiştir.İlk olarak maya kabilesinde ve Çin'de ortaya çıkan bir oyun, futbolun başlangıcı olarak görülebilir. Bu oyunlarda da topa el ile dokunmak kesinlikle yasaktı. Ancak maçlardan sonra kazanan takımın kaptanı kaybeden takımın kaptanının kafasını keserdi. Biliyorum vahşice geldi ama aynı zaman diliminde arenalarda yaşanılanlar düşünüldüğünde bu tarz bir oyun akla yatkın gelmektedir.